Sizce yeni yerel yönetim yasaları kalkınmayı pozitif yönde etkiyecek içeriğe sahip mi?
DUYURULAR
SİTE İÇİ ARAMA
YERİNDEN YÖNETİM PLATFORMU - Ekibimiz
Medeniyetler şehri Hatay
Tarih :02.07.2010
Hatay’a yolculuğum ansızın gelen bir görevle başladı. Yıllardır merak ettiğim bir şehirdi. Apar topar hazırladığım bavulumu alıp çıktığım yolda hem huzur hem de endişe vardı. Çünkü gitmek isteyip de gidemediğim Hatay’da beni neler bekliyordu merak ediyordum.
Türk Tarih Tezi’ne göre; M.Ö. 12000 yıllarında Orta Asya’da bugünkü çöllerin bulunduğu yerlerde büyük bir deniz ve büyük adalar vardı. Burada yaşayan, Türkçe konuşan topluluklar yerleşik olarak tarım yapmakta ve teknolojik olarak ileri düzeydeydi. Zira, tarım ve ormancılık ile ilgili Türkçe terimler, göçebe ile ilgili terimlerden daha eskidir. (Türkler gittikleri bölgelerin çoğunda arkalarında su kanalları bırakmış ve tarım aletleri arkeolojik kazılarda bulunmuştur).
Bazı hedefler de vardır ki hayatımızın merkezinde bizim yaşama amacımızdır. Türkiye’deki eğitim sisteminde ÖSS gençlerimizin hayati hedeflerinden birini oluşturmakta. Ancak bu hedefler herkese göre ve şartlara göre farkılaşabiliyor. Tıpçı bir ailenin çocuğu kendini geleneksel olarak tıpçı olmak zorunda hissederken, diğer taraftan bunu baskı yoluyla kabul ettirmek isteyen ebeveynler de söz konusu. İşte bu noktada insanın farkını ortaya koyduğu bir durum ortaya çıkıyor: Kendi idealleri için mücadele edebilecek bir medeni cesaret. Her kafadan bir sesin çıktığı, belli meslek gruplarından farklı tercihlerin doğru olmayacağı yönündeki eleştirilerin yükseldiği bir ortamda gençlerimizin mutlu olacağı işi yapabilmeleri çok önemlidir. Çoğu gencimizse tercih kurbanı. “ Şu puanla şurası tutar, girmesem 1 yılım kaybolacak.” düşünceleri maalesef milyonlarca gencimizin yanılgısı.
Güzel Anadolumuzun topraklarında karış karış gezerek yerel yönetimlerin sesi olmaya devam ediyoruz. Ege, İç Anadolu ve Akdeniz bölgeleri arasında bir geçit konumunda olan ve bu üç bölgede de toprakları bulunan Denizli’deki yerel yönetimlerin nabzını tuttuk bu defa.
Kentin hissedebildiğiniz dokusu ayrı bir hava veriyor. Çünkü, zengin bir tarihi birikimi var. Asırlar öncesinden kalan evler, kiliseler, kaleler şehrin ne kadar köklü ve eski olduğunu gösterir gibidir. O eski yapılardan Rumkalesi en anlamlı yapılardan biri. Eski medeniyetlerin sığınağı, barınağı ve koruyuculuğunu üstlenmiş gibidir. Rumlara, Ermenilere ve birçok medeniyete yer gösteren bu kale Fırat nehrini de yatağı olarak kullanmış ve aslında onunla en verimli hale gelmiş.
Uygarlıkların, inançların ve bereketin kenti Hatay
Tarih :07.04.2010
Anavatana katılan son toprak parçası Hatay, yapılan bilimsel kazılarda elde edilen bulgulara göre bin asırlık bir geçmişi olduğunu kanıtlamıştır. Bin asırlık tarihi geçmişi olan bu kent, Hititlerden tutun Oğuzlara, Romalılara, Selçuklulara, Haçlılara, Osmanlılara, Fransızlara ev sahipliği yapmış. Bu tarihi zenginlik, Hatay’ın ticari merkez oluşu ve bereketli topraklarıyla açıklanabilir.
Yöre halkının sıcaklığı mevsimsel sıcaklıktan, misafirperverliği Hz. İbrahim’den geliyor olmalı diye düşündürüyor insan. Orada bulunduğumuz süre boyunca evlerini, sofralarını açan; bir lokma ekmeği paylaşan fedakar insanlarına ilin tamamında, köylerinde, ilçelerinde rastlamak mümkün.
Ankara’dan Çanakkale’ye uzanan yolculuğumda ilk başta denizin huzur veren görüntüsü dinlendirdi beni. Sadece tarihin değil, doğanın tüm güzelliklerinin itinayla korunduğu bu kentin büyüsü görülmeye değerdi. Doğal güzelliklerinin yanı sıra havası da başka bir güzeldi. Sabah yağmurla uyanırsın, daha sonra bir bakarsın ki güneş kavuruyor tenini…
İlçeleri tek tek dolaştık. Kimisi Kazdağı’nın eteklerinde yeşile bürünmüş haliyle, kimisi denizin mavisine yüzünü dönmüş müthiş manzarasıyla karşıladı bizi. Her ilçe ayrı bir doğal güzellik ve tarihi esintiler barındırıyordu. Ege’nin incisi iki mükemmel ada; Bozcaada ve Gökçeada’yı da unutmamak gerek tabiî ki. Bozcaada’ya gittiğinizde bedeninizi kekik kokusu sarar ve mest olursunuz. Gökçeada’yı gördüğünüzde ise, yeşilin ve mavinin özgür dünyası karşılar ve büyülenirsiniz. Bu yaşayan tarihi kenti anlatmak sayfalara sığmaz ve her insanda bence alışkanlık yapar. Bir kente alışmanın ne demek olduğunu otobüse bindiğimde şöyle bir geriye baktığımda anladım. 2 ay geçirdim ve yaşananlar ya da yaşanmışlıklar kolay unutulmayacak.
Aklımda bir dizi soru vardı; cevabını bekleyen… Bir yandan sabırsızlık bir yandan içimdeki kuşku…Nihayet Antep’e geldim. Karşılaştığım manzarayı görünce eyvah dedim. Otogara gelmemize 5-10 dakika kala etrafta sarı sarı taştan evleri, otları gördükçe, şehir terk edilmiş bir kasaba izlenimini verdi. Otobüsten indim ve ilk olarak sıcaklığı çarptı. Oysa sabahın sekizi idi. O kadar güzel anlarım oldu ki Antep’te. Hayatım boyunca ‘unutmayacağım’ dediğim şeyler hepsi. Bu şehri, üzüntüleri, sevinçleri, yürek çarpıntıları ve heyecanlarıyla hep hatırlayacağım.