Merhaba,
Yeni bir sayısı ile daha beraberiz.
Bu yazımda sizlerle “köyler ve köylülerimiz” üzerine dertleşmek istiyorum. Hani şairin ilkokul kitaplarına da yansıyan meşhur dizeleri vardır ya…”
Orda bir köy var uzakta.
O köy bizim köyümüzdür.
Gelmesek de, gitmesek de,
O köy bizim köyümüzdür…
Ben sizlere şairin dizelerini on yıllar sonra değiştiren gelişmeden kısaca bahsetmek istiyorum. Bu gelişmenin adına KÖY-DES diyorlar. Biraz daha açalım isterseniz. Köy Altyapılarını Destekleme Projesi.
Proje, 2005 yılı başında İçişleri Bakanlığınca başlatılmış. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki bazı illerde köylere yönelik altyapı hizmetlerinin kısa sürede tamamlanması hedeflenmiş. 2005 yılında önemli bazı açılımlar yapılmış. Proje Sayın Başbakanın ve kabinenin de bilgisine sunularak, onların da büyük ilgi ve desteğini görmüş. Tüm yurt geneline yaygınlaştırma kararı alınmış ve 2006 yılında da gerçekten yaygınlaştırılmış.
Ben burada projenin ayrıntılarına ve rakamsal bilgilerine girecek değilim. Merak edenler projeyi koordine eden İçişleri Bakanlığının Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünden edinebilirler.
Taşrada görev yapan vali ve kaymakamlarımızı ziyaret ettiğimizde bu proje için harcadıkları emeği ve gayreti görünce bir Türk vatandaşı ve kırsal kesimin sorunlarını yaklaşık on yıldır bilen ve her platformda dile getiren biri olarak son derece mutlu olduğumu siz değerli okuyucularımla paylaşmak isterim.
KÖY-DES Projesi siyasilerin sıkça yaptığı gibi reklâm amaçlı, lafı çok, işi ve sonucu az bir proje olarak görünmüyor. Benim edindiğim bilgilere göre son otuz yılın en önemli kırsal alan altyapı geliştirme hareketi olduğunu düşünüyor ve hatta biliyorum.
Bu projeye merkezi yönetim bütçesinden 2,5 milyar YTL kaynak aktarılmış. Bu rakam eski tabirle 2,5 katrilyon TL, yaklaşık 2 milyar dolar demektir. Projenin diğer bir önemli yönü de, projeyi gerçekleştirme görevinin taşrada her dönemde fedakârca çalışmış olan vali ve kaymakamlar aracılığıyla gerçekleştiriliyor olmasıdır. Hatta 2006 yılı ödeneklerinin doğrudan ilçe kaymakamlıklarına gönderilmiş olması, yıllardır kaynak özlemi çeken, halkına hizmet aşkıyla yanıp tutuşan kaymakamlar için ayrı bir teşvik unsuru olmuştur.
Cefakâr ve fedakâr Anadolu insanının yaşadığı köylere geç de olsa en asgari gereksinimler olan yol, su, kanalizasyon gibi hizmetlerin yoğun bir şekilde son iki yılda götürülmeye başlanması ve siyasi otoritenin açıklamalarına göre 2007 yılı sonunda bu hizmetlerin tamamlanacağının kamuoyuna deklare edilmiş olması tek kelimeyle alkışlanacak bir icraattır.
Dergimizde bu tür değerlendirmeler yaptığımızda, mevcut siyasi iktidarı kolladığımızı, hatta avami tabirle yağcılık yaptığımızı düşünenler olabilir. Ancak bizim gazete ve dergilerimizi takip edebilenlerin gayet iyi bileceği gibi yıkıcı ve bölücü unsurlar dışında tüm siyasi görüşlere sonuna kadar açık olduğumuzu, her türlü iyi icraatı takdirle anlattığımızı, yanlış gördüğümüzde de yanlış olduğunu çekinmeden söylediğimizi bileceklerdir.
Bu ülkede köylere yol, su, elektrik ve telefon hizmeti getirmek için hizmetler vermiş eski siyasilerimizi de hep takdirle andık ve halen de fırsat buldukça anıyoruz. Anadolu’muza, siyaset içinde bulundukları dönemlerde önemli hizmetleri geçmiş olan Sayın Demirel’i, Merhum Özal’ı, Sayın Ecevit’i (Allah’tan şifa diliyorum) ve diğer siyasileri takdir etmemek mümkün mü?
Ancak, mevcut Hükümetin ve Sayın Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN’ın da kırsal alanla ilgili olarak duble yollar ve özellikle KÖY-DES Projesinin hayata geçirilmesi konusundaki icraatını ülkesini seven ve yıllardır yerinden yönetim alanında çaba gösteren bir insan olarak takdir etmemek insafsızlık olur kanaatindeyim.
Burada yeri gelmişken, kırsal alanda altyapı hizmetlerini tamamlama adına yaklaşık iki yıldır tatil bile yapamayan mülki idare amirlerimize de şükranlarımızı sunmak durumundayız. Bu insanlar fırsat verildiğinde, kendilerine güvenildiğinde ve imkân sağlandığında çok kısa sürede neler yapılabileceğini dost ve düşman herkese gösterdiler. Bu vesileyle, mülki idare amirlerinin özlük haklarının düzeltilmesi konusunda emeği geçenlerin ne kadar hayırlı bir iş yapmış oldukları da anlaşılmış oldu.
Bütün meslek hayatını Ankara bürokrasisi içinde geçirmiş pek çok kimsenin “Kaymakamların ne özelliği var? Bu kadar maaş veriliyor? Zaten başka imkanları da var.” Şeklindeki eleştirilerini sıkça duyuyorum. Bu eleştiriyi yapanlara Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde, Şırnak’ın Güçlükonak ilçesinde, Van’ın Bahçesaray ilçesinde ve bu şekildeki 850 ilçede bu fedakar insanların yaptıkları hizmetlerin küçük bir kısmını dahi olsa görmelini tavsiye ediyorum.
Birileri Ankara’da hafta sonlarını Anka Mall, Real, Carrefour’larda geçirirken, taşradaki bu insanlar hangi köyün yoluna malzeme çekildi, greyder geldi mi, sıkıştırma yapıldı mı, asfalt malzemesini nereden bulacağım, acaba bu ödenekle ne kadar çok iş yapabilirim diye geçiriyorlar. Bu çalışmanın karşılığını maaşla ölçmek zaten mümkün değildir. Ölçmeye kalkanlar da bana göre sufli bir işle meşgul oluyorlar demektir.
Yeri gelmişken bir hususu daha kısaca kayıtlara geçirmekte yarar görüyorum. İçişleri Bakanlığı, başta Sayın Bakan, Sayın Müsteşar ve Mahalli idareler Genel Müdürlüğü yönetici ve çalışanları olmak üzere, projenin hayata geçirilmesi ve geliştirilmesi konusunda ciddi bir gayret göstermiştir ve göstermektedir.
Artık şairin dizelerini yeniden gözden geçirme vakti gelmiştir. Ben şair değilim ve beceremem ancak yazımın başındaki dizeleri belki; “Orda bir köy var uzakta./ O köy bizim köyümüzdür./ Geliyoruz, gidiyoruz, eksiklerini gideriyoruz/ Çünkü o köy bizim köyümüzdür…/ şeklinde söyleyebiliriz.
Meşhur Sivas Valisi Halil Rıfat Paşanın; “GİDEMEDİĞİN YER SENİN DEĞİLDİR.” Sözünü kulağına küpe yapan ve “TÜRKİYE’NİN HER YERİ BENİMDİR, ÇÜNKÜ BEN HER YERE GİDİYORUM.” Diyen ve her yere hizmet götürme çabası içinde olanlara selam olsun.
Bir sonraki sayımızda görüşmek üzere.
Saygılarımla.
Selvi Erdoğan TURGUT