Anasayfa Arşiv İletişim Hakkımızda  
B U G Ü N
06 Pazartesi
Eylül / 2010
 
LİNKLER

Bizim Mahalli İdareler Gazetesi; yerel yönetimlerin sesi ve kulağı olmaya devam ediyor.
 
SON SAYIMIZ
BİLGİ

Yerinden Yönetim Platformu Dergisine Hoşgeldiniz.

Aktif ziyaretçi sayımız

6 .

 
ANKET

 Sizce yeni yerel yönetim yasaları kalkınmayı pozitif yönde etkiyecek içeriğe sahip mi?
Yetersiz   66%
Açık Değil   6%
Uygulamada Anlaşılır   8%
Evet Sahip   18%


DUYURULAR
 
SİTE İÇİ ARAMA
 

YERİNDEN YÖNETİM PLATFORMU - Haber İçeriği

Ekonomik taarruzu da kazanıyoruz
Tarih : 23.03.2009

Afyon Milletvekili Doç. Dr. Sait Açba

Kurtuluş Savaşı’nın kazanıldığı Afyon, şimdi de ekonomik taarruzu yaşıyor. Teşvik yasasından sonra kentteki yatırımlar hızla arttı. Özellikle termal turizm alanında büyük bir atılım kaydedildi. Frig Vadisi Projesi’ne start verildi. Mermercilik ve gıda sektörü hamle üstüne hamle yapıyor. Bölge havaalanının yapılacağı Afyon, sucukta Kayseri’ye rakip oldu. Teknolojik seraların kurulmasına başlanırken Afyon artık Avrupa’dan gelen hastaların şifa olduğu bir kente dönüştü.

 

AK Parti Afyon Milletvekili ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Doç. Dr. Sait Açba, Afyon’daki değişimi ve sosyo-ekonomik atılımları verilerle anlattı. Afyon, her alanda verdiği savaşı birer birer kazanıyor.

 

İşte Açba’nın anlattıkları:

 

Siyasete atılmak aklımın ucundan bile geçmiyordu. Üniversitede çalışmalarıma devam ediyordum. 1995 yılında Refah Partisi’nin il teşkilatından geniş bir kesim siyasete atılmamı istedi. Teklif 31 Ekim gecesinde yapıldı. Ertesi gün 1 Kasım’da devlet memurlarının görevlerinden istifa etmeleri gerekiyordu. Karar vermem için bir günlük süre vardı. Karar vermek çok kolay olmadı. Kabul edince bir anda kendimi siyasetin içinde buldum. Parlamentonun en büyük komisyonu olan Plan ve Bütçe Komisyonu’nda adeta akademik bir hayatın olduğunu söyleyebiliriz. Bu komisyonda ihtisas sahibi pek çok insan var. Yüzlerce, binlerce konuyu bu komisyonda tartıştık. Burada kendimizi sudan çıkmış balık gibi hissetmedik. Ülke meseleleriyle ilgili bir çok konuyu tartıştık. Böyle bir platformda olduğumuz için siyaseti fazla yadırgamadık.

 

O günden bu güne ihtisas alanındaki çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam ediyor. Hükümetler nereye hangi hizmeti yapacaklarsa onunla ilgili bütçelerini bu komisyona getiriyorlar. Komisyon bu konuları, hükümetin önceliklerini tartışıyor. Bir takım değişiklikler yapmak suretiyle nihai şekil veriliyor. Bu komisyonu önemli konuların tartışıldığı bir zemin olarak düşünmek gerekiyor.      

 

 

Afyonkarahisar, Anadolu’nun kilidi

 

Afyonkarahisar Türkiye’deki önemli merkezlerden biridir. Ben Afyonkarahisar’a Anadolu’nun kilidi diyorum. Anadolu’nun kilidi dememin nedeni ise bütün yolların Afyon’dan geçmesidir. Afyonkarahisar yolların kesiştiği noktada bulunuyor. Kavşak noktasındayız. Karayolu ve havayolu var. Bir tek deniz yolu eksik. Hızlı tren devreye girdiği zaman demiryolu noktasında da kesişme noktası olur. Hava trafiğinde  ülkedeki hava trafiğinin kesişme noktasında yer alan bir kent. Afyon geçmişte bir çok medeniyete beşiklik yapmış bir kenttir. Bütün medeniyetlere Frig dönemine bile tanıklık etmiş bir kent. Frig döneminden kalan pek çok tarihi eseri görebiliyorsunuz. O dönemdeki kaya mezarları, kaya yerleşimleri anlatan bir film çekildi. AROG filmi İhsaniye kaymakamlığı’nda, Frig Vadisi dediğimiz yerde çekildi. Osmanlı ve Selçuklu medeniyetlerinin tamamının izlerini, tarihi dokusunu Afyonkarahisar’da görmek mümkündür. Cumhuriyet tarihi açısından da çok önemli bir kent. Çünkü kurtuluşun başladığı ve zaferin elde edildiği bir kent. Bu nedenle Kocatepe bizim ve Türkiye için çok anlamlıdır. Kurtuluş hareketi bir bakıma Kocatepe’de başladı.

 

 

Doğal güzelliklere sahibiz

 

Kentimiz, tarihi ve kültürel zenginliklerinin yanısıra doğal zenginliklere de sahip. Türkiye’de mermer denildiği zaman akla Afyon gelir. Türkiye’nin pek çok yerinde mermer rezervleri var. Ancak mermerin yurdu Afyonkarahisar’dır. Mermercilikte sadece ulusal düzeyde değil uluslar arası düzeyde üretim yapılıyor. İhracat yapan çok büyük firmalarımız var. Sadece mermer madeni yönünden değil termal zenginliğimiz de sözkonusu. Termal kaynaklar ve bu kaynakların kalitesi bakımından çok zengin bir iliz.

 

 

Şekerleme sektörü yurtdışına açıldı

 

Afyonkarahisar’da şekerleme sektörü de çok önemlidir. Bilhassa Afyon’un kaymağı çok ünlüdür. Kaymak, bir sembol gibi. Şekerleme sektörü çok gelişmiştir ve şekerleme sektörü Türkiye’nin sınırlarını aşmıştır. Şekerleme sektörü yurtdışına da açıldı.

 

 

Sucukta Kayseri’ye rakip, kirazı meşhur

 

Et ve hayvancılık konusunda da önemli bir merkeziz. İstanbul’un et ihtiyacının üçte birini Afyon karşılıyor. Et sektöründe entegre tesisler var. Eskiden sucuk denildiği zaman akla Kayseri geliyordu ancak artık Afyonkarahisar da iddialı. Afyon’da üretilen sucukların her biri bir marka oldu. Önceden bir iki marka sayılabiliyordu bugün marka sayısı 7-8’e çıktı. Kalite ve pazar yönünden de önemli bir yer. Afyonkarahisar meyvecilik özellikle kiraz üretimi konusunda önemli bir ildir. Çay ve Sultandağı çevresinde ciddi miktarda kiraz üretiliyor. Bu sektör halkın ekonomisine önemli katkılarda bulunuyor.

 

 

Gündemde teknolojik sera var

 

Şu anda Afyonkarahisar’da termale dayalı sektörler ön plana çıkıyor. Termal turizm bu sektörlerin başını çekiyor. Termal turizmin yanı sıra teknolojik seracılık gündemimizde bulunuyor. Bu alanda yatırımlar başladı ve geleceğe dönük olarak ciddi bir potansiyel var. Termal turizm ve teknolojik seracılık şu anda sürükleyici sektörler oldu. Bu sektörleri, dış dünyaya açılan bir pencere olarak da düşünebiliriz. Termal turizm konusu sadece Afyon açısından değil Türkiye açısından da önemlidir.  Türkiye’nin termal kaynaklarının değeri bugüne kadar bilinmedi.

 

 

Termal kaynakların envanteri çıkarıldı

 

Son 5 yılda termal kaynakların envanteri çıkarıldı. Türkiye’nin neresinde hangi kaynağın olduğu artık biliniyor. Son 5 yılda Turizm Bakanlığı tarafından turizme yönelik ciddi adımlar atıldı. Teşvik yasasının çıkmasıyla birlikte termal kaynakları olan illerde ciddi bir sıçrama oldu. Bu sıçramada en önde gelen il Afyonkarahisar’dır. Turizm Bakanlığı’nın yaptığı çalışmalar çerçevesinde Türkiye 4 ayrı termal bölgeye ayrıldı. Bu bölgelerden biri Güney Ege. Bu termal bölgenin içersinde İzmir, Manisa, Aydın ve Denizli var. Afyonkarahisar ise  Frigya Termal Turizm bölgesi içinde yeralıyor. Bu bölgede Afyonkarahisar’ın yanısıra, Uşak, Kütahya ve Eskişehir bulunuyor. Frigya Termal Bölgesi’nin odak noktasında Afyonkarahisar var. Güney Marmara Termal Turizm Bölgesi var. Bu bölgeye de Troya deniliyor. Troya ve Frigya ismi tarihi kök nedeniyle veriliyor. Troya Termal Bölgesinde de Çanakkale, Balıkesir ve Yalova var. Bunların dışında bir de Orta Anadolu Termal Turizm Bölgesi var. Buranın içinde de Yozgat, Nevşehir, Kırşehir, Niğde ve Aksaray yeralıyor.

 

 

Termal merkezler oluşuyor

 

Termal turizm merkezlerinin oluşması çok önemli. Bu tür merkezlere ihtiyaç var. Türkiye’nin termal kaynakları çok zengin; bu da beraberinde sağlık turizminin önemini getiriyor. Termal kaynaklarla tedavi bir bakıma turizm etkinliğidir. Termal turizmde turizm 12 ayı kapsıyor. Türkiye sağlık turizmi açısından kaynakları çok iyi olan bir ülke. Sağlık turizmi denilince medikal ve yaşlılara yönelik bir termal turizm söz konusu. Sağlık altyapımızı gelişmiş ülkelerle karşılaştırdığımız zaman iyi bir sağlık altyapımızın olduğu ortaya çıkıyor. Sağlık sektöründeki doktor sayısı yeterli olmayabilir ama kalite ve tesis boyutundan baktığımız zaman Türkiye’nin ciddi bir merkez olduğunu söyleyebiliriz. Sağlık sektörü konusunda Avrupa’yla yarışabilecek bir yapıya sahibiz.

 

 

Sağlık turizminde Türkiye’ye yönelme var

 

Dünyada sağlık turizmine yönelik çok ciddi bir pazar var. 100 milyar dolarlık bir pazar sözkonusu. Gelişmiş ülkeler ise sağlık altyapısı iyi ancak arz talep yönünden bir dengesizlik var. Batı ülkeleri sağlık turizmi açısından gelişmekte olan ülkelere yöneliyorlar. Avrupa’da nüfusun yüzde 17’si 65 yaşın üzerinde. Halkı yaşlanmış olan bir Avrupa var. Dolayısıyla Avrupa’da sağlığa yönelik inanılmaz bir talep var. Avrupa’da çok ileri tarihe randevu veriliyor. Sağlık sorunu olan insanların da beklemeye tahammülleri yok. Avrupa’nın böyle bir dezavantajı var. Bunun yanı sıra fiyat farkları da var. Avrupa’daki fiyatlarla Türkiye’deki fiyatlar arasında çok büyük farklar var. Türkiye’deki fiyatlar Avrupa’nın 4’te biri gibi. İnsanlar aynı kaliteyi burada da yakalayınca hemen ve daha ucuza tedavi olmak için Türkiye’ye geliyorlar. Sigorta kuruluşlarının medikal turizm, termal turizm ve sağlık turizmi açısından Türkiye’den ciddi talepleri var. Hastaları Türkiye’de tedavi ettirme yönünde çok ciddi çabaları bulunuyor. Bu yönde yapılan çok sayıda çalışma ve anlaşma var. Termal turizm kapsamında Türkiye’ye 200 bine yakın insan geliyor. Bu rakam Türkiye’nin potansiyeline göre küçük bir rakam. 4 ayrı termal turizm bölgesi hayata geçirilebilirse potansiyelimizin ne kadar büyük olduğu daha iyi anlaşılır. Orta Doğu ve Afrika ülkelerinde zengin kesimler tedavi olmak amacıyla başka ülkelere gidiyorlar. Şu anda bizim önümüzde sadece batı pazarı değil Orta Doğu pazarı da duruyor. 

 

 

Termal zenginliğimiz ve tesis kalitemiz birinci

 

Türkiye termal kaynakların zenginliği ve tesis kalitesi itibarıyla Avrupa’da birinci sıradadır. Ben Almanya ve İtalya gibi pek çok ülkedeki termal turizm bölgelerini dolaştım. Oradaki tesislerin kalitesiyle Türkiye’deki tesislerin kalitesini karşılaştırdığımız zaman çok üstün olduğumuz görülüyor. Önemli olan uluslararası alanda akredite edilecek tesislerin Türkiye’de kurulması ve cazibe merkezlerinin oluşturulmasıdır. Yapılan 2 otel ile dünyaya açılmanız mümkün değil. Termal turizm sadece termal otel yapmak değildir. Termal otelden tutun uluslararası düzeyde iç dizayn, araç ve ekipmana kadar pek çok şeyin bir arada olması gerekiyor. Bu da yeterli değil bunun yanı sıra gelen insanlara çok iyi bir tesis, çok iyi bir su ve kolay bir ulaşım sunmak gerekir. Bu noktada havayolu ulaşımı çok önemlidir.

 

 

Alternatif turizm gerekli

 

Gelen turistler tedavinin yanı sıra eğlenmek de istiyorlar. Bu nedenle bu alanlarda alternatif turizmin de geliştirilmesi gerekiyor. Yan turizm dallarının oluşması gerekiyor. Böyle bir yapı kurmadığınız sürece cazibe merkezi olmanız mümkün değil. Ancak iç turizme hitap edebilirsiniz. İç turizmin bile bütün ihtiyaçlarını karşılayamazsınız.

 

 

Turizm yatırımları arttı

 

Teşvik yasası çıktığından beri Afyonkarahisar’da turizme yönelik çok ciddi yatırımlar yapıldı. Amacımız termal turizm bölgelerinin belli bir alanda yoğunlaşmasıydı. Cazibe merkezi olmak istiyorduk. Bu hedefi gerçekleştirmek için hızla ilerliyoruz. Afyonkarahisar’ın merkezindeki en eski tesis Oruçoğlu Termal Tesisi. Bu tesisten sonra İkbal Termal Tesisi kuruldu. İkbalden sonra tamamen yeni diyebileceğimiz Korel Termal Tesisi yapıldı. Bu tesisin 2 yıllık mazisi var. Geçen yıl kurulan Anemon Termal Tesisi var. Merkezde 4 tane 5 yıldızlı otelimiz hizmet veriyor. Bunun yanı sıra 7-8 tane tahsis yaptığımız yerler var. 5 yıldızlı otel yapmak üzere hazırlık yapan firmalar mevcut. Ömer Termal Tatil Köyü ve Hayat Termal Tatil Köyümüz halen hizmet veriyor. Aşağı yukarı 3 milyon metrekarelik bir turizm alanımız var. Bu alanı cazibe merkezi haline getirmeyi amaçlıyoruz. Gazlı göl bölgemiz ayrı bir turizm alanı. Bolvadin civarında Heybeli kaplıcalarımız var. Şu anda çok önemli olan Sandıklı bölgemiz ise adeta Afyon merkezle yarışıyor. Sandıklı’da Hüdayi kaplıcalarımnız şifa dağıtıyor.

 

 

Frigya Vadisi Projesi

 

Merkezi daha cazip kılmak açısından termal turizme ilaveten yan turizm alanı olarak Frigya termal bölgesini turizme kazandırmak için Turizm Bakanlığı’mız geçen yıl 3 trilyonluk bir kaynak ayırdı ve çalışmalara başladı. Nevşehir, Göreme ve Kapadokya’daki doğal zenginlikler dünyanın dikkatini çekiyor. Bizim Frigya Vadisi dediğimiz vadi de Afyon’a aşağı yukarı 20-30 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Frigler döneminden kalan eserlerin yüzde 70’i Afyon sınırları içerisindedir. Frig Vadisi; Afyon, Kütahya ve Eskişehir’i kapsıyor. Hatta bu illere Ankara’yı da ilave edebiliriz. Bu vadinin Ürgüp ve Kapadokya gibi turizme açılması gerekiyor. Bununla ilgili proje çalışmaları Turizm Bakanlığımız tarafından hızla yapılıyor. Spor turizmini termal turizmle biraraya getirmek için çalışma yapıyoruz.

 

 

Termal bölge içinde spor turizmi

 

Belediyemizi de bu işin içine aldık. Termal turizm bölgesinin ortasında yer alan yaklaşık 210 bin metrekarelik bir alanı spor turizmi için ayırdık. 80-90 trilyonluk bir yatırımı tamamiyle spor turizmine yönelik olarak kullanmayı düşünüyoruz. Sadece turistler değil Afyon halkı da bu tesislerden faydalanacak. Bu tesisi yapmak için belediye devreye giriyor.

 

 

Spor tesisleri özel sektöre açılacak

 

Şehir merkezinde 70-80 dönümlük bir alanda 10 bin kişilik bir stadımız, 2 bin kişilik kapalı salonumuz, 4-5 tane de yan futbol sahamız var. 3-5 tane de tenis sahası bulunuyor. Bizim Afyon merkezdeki spor altyapımız bu kadar. Biz bunları tamamen özel sektöre açacağız. Merkezdeki yeri de özel sektöre veriyoruz. Bu projeyi özel sektör yapacak. 80-90 trilyonluk bir spor merkezi yaptıracağız. Şehir merkezindeki kıymetli araziyi tamamen özel sektöre açacağız. Projede 20 bin kişilik stad var. Turizm bölgesini boğmaması için stadı turizm bölgesinin uç kısmına yapıyoruz. 3 bin veya 5 bin kişilik bir spor salonu olacak. Bin ve 500 kişilik iki tane daha spor salonu yapacağız. Bunları 210 bin metrekarelik alana dağıtacağız. 10-12 tane futbol sahasını hizmete açacağız. Turizm tesislerine gelen spor takımlarının hem tesislerde kalmasını hem de futbol oynamalarını sağlamak istiyoruz. Şu anda Antalya, Türkiye’nin kamp yönünden en önemli merkezidir. Biz burada Antalya’daki gibi bir merkez oluşturacağız. Alanın içinde olimpik yüzme havuzu, tenis kortları, atletizm sahaları ve 10 futbol sahası var.  Bursa’da Osmangazi Belediyesi’nin yaptırdığı su 35 bin metrekarelik göl alanında kayak parkı var. Direklerdeki kablolara tutunarak su kayağı yapılıyor. Bursa burayı yaptı ve 2 ay sonra tesis Avrupa Şampiyonası’na açıldı. Biz bu projenin içine 4 trilyonluk su kayak parkını da dahil ettik. Gençler 3-4 gün içinde su kayağı yapmayı öğreniyorlar. Hem Afyon’daki gençler su kayağı yapmayı öğrenecekler hem de turizm için gelenler her türlü altyapıyı bulabilecekler. Spor turizmini, termal turizm ile eklemlendirmek istiyoruz. Böylece cazibeyi arttırmayı amaçlıyoruz. Belediye kanalıyla hayata geçireceğimiz proje, termal turizmde patlama getirecektir. 

 

 

Sandıklı’da yıllık geceleme 100 bini geçecek

 

Bizim diğer önemli bölgemiz Sandıklı’dır. İkbal, Korel ve Oruçoğlu otellerinin yıllık 120 bin kişiden aşağı düşmemek üzere müşteri potansiyelleri var. Ömer Termal Tatil Köyü’nün de yıllık 30-40 bin müşterisi olur. Afyon merkezde 2950 yatak var; ayrıca yeni yatırımlar yapılacak ve yeni yatırımlarla yatak sayısı ikiye üçe katlanacak. Sandıklı’da 2 tane 5 yıldızlı otel yapılıyor. Sandıklı’nın su kalitesi çok yüksek ve dünyaca ünlü çamuru var. Sandıklı Hüdayi kaplıcalarında bugüne kadar belediye kanalıyla işletmecilik yapılıyordu. Hüdayi Kaplıcalarında yıllık geceleme aşağı yukarı 60 bin civarında. Hüdayi kaplıcalarının apartları da var. Apartlarla birlikte Hüdayi kaplıcalarındaki yıllık geceleme 200 bin civarında oluyor. Bu rakam merkezdeki iki 5 yıldızlı otelin gecelemesine tekabül ediyor. Yapımı devam eden 2 otel de hizmete açıldığında yıllık gecelemede 100 bin kişiyi aşacağımızı düşünüyorum. Otellerden birini bir doktor grubu yaptırıyor. Kendileri, sağlık ve medikal turizmine hizmet vermek istiyorlar. 2009 yılı sonunda Afyon merkezde ve Sandıklı’da 2 fotoğraf çekersek iki yerdeki yatak sayısının neredeyse eş değer olduğunu görürüz. Çok fazla tercih edilen Sandıklı bizim için önemli bir merkez. Çünkü, ülkenin her yerinden müşteri geliyor.

 

 

Gazlıgöl’de de turizm atağı

 

Cilt ve idrar yolları hastalıklarının tedavisinde kullanılan Gazlıgöl de çok önemli bir merkez. Gazlıgöl’de uluslararası alanda akredite olmuş tesisler yok. Daha çok belediye tesisleri bulunuyor. Bölgede yoğun bir kooperatifleşme gözleniyor. 15-20 civarında kooperatif var. İnsanlar kooperatifleşip sıcak sudan faydalanmak için villa yapmışlar. Son zamanlarda Afyonkarahisar’da teşvik yasası ile birlikte, termal turizm de hızlı bir gelişim sonucunda, burada da nitelikli tesisler yapılmaya başlanıyor. Şu anda 5 yıldızlı bir otel yapılmasıyla ilgili karar alındı ve firma, altyapı işlemlerini tamamladı. Gazlıgöl’de 2010 yılında 5 yıldızlı bir otel hizmete girecek. Heybeli’de daha az tesis var. Sağlık ve rehabilitasyon hizmetleri daha çok merkez ve Sandıklı’da veriliyor. Ancak Gazlıgölde de 5 yıldızlı otellerin devreye sokulmasıyla bu tip hizmetler sunulacak.

 

 

Avrupa’daki osyal güvenlik kurumlarıyla anlaşma

 

Sandıklı’ya 30 km uzaklıkta Türkiye’nin en önemli kanyonlarından birisi olan “Tokalı Kanyonu” bulunuyor. Sandıklıdaki cazibe merkezi ile Tokalı Kanyonu arasında bir bağlantı kurdurmak ve alternatif yan turizm alanı olarak kullanmak için Turizm Bakanlığımız harekete geçmiş durumda. Bize şu anda da yurt dışından hasta gelmeye başladı. Özellikle Oruçoğlu’nun bazı Alman sosyal güvenlik kuruluşlarıyla anlaşması yapması, yabancı turist sayısını artırdı. Avrupa’da ciddi bir hareketlilik başladı. Avrupa’da termal turizmden faydalanmak isteyen ciddi bir kitle var. Bizim otellerimiz yaz aylarında dolar ve tam kapasite çalışırlar. Bu da bize ciddi bir girdi sağlıyor. Yatırım yönünden de ciddi bir talep var. Ama bu talep daha da artabilir. Sadece bizim açımızdan değil, diğer Frigya termal bölgesindeki o 4 il açısından da  önem taşıyor. Ulaşım her şeyin başını çekiyor, ulaşım konusunu çözdüğümüz zaman çok büyük bir patlama yaşayacağız.

 

 

Bölgesel havaalanı turizmi tetikleyecek

 

Karayolunda kilit noktadayız ama havaalanı olduğunda daha farklı bir gelişim kaydedilecek. Askeri havaalanını sivile açamıyoruz. Açsak bile ilin potansiyeli bu havaalanını uluslararası açıdan çalıştırmaya yetmeyecek. Bu önemli sorunu çözmek için ciddi adımlar attık. Afyon, Kütahya ve Uşak’ın orta noktasına bir “Bölge Havaalanı” planladık, yatırım programına aldık ve altyapı çalışmalarını tamamladık. Kamulaştırma ile ilgili çalışmalar tamamlanmak üzere. Şimdi, yakın bir zamanda, Yüksek Planlama Kurulu kararı almak sureti ile Yap-İşlet-Devret modeliyle ihaleye çıkartacağız. Bu yılın ikinci yarısında ihaleyi yapacağımızı sanıyorum. Havaalanı bir dönüm noktası olacak. Daha önce her il bir havaalanı açmış ve bir müddet çalıştırılmış. Ancak bazı havaalanları kapalıydı. Özel sektörün 2002’den sonra havacılık sektörüne girip yolcu taşımaya başlamasıyla, bu havaalanları da açıldı. Örneğin Uşak ve Isparta havaalanları özel sektörün cazibesi ile açıldılar. Biz büyük bir pastanın ortaya çıkması için bölgesel bir havaalanı planladık. Keşke bu eski havaalanları bölgesel nitelikte olsaydı ve illerin potansiyeli birleştirilseydi. Biz bölgesel havaalanlarını geliştirerek duble yoldan, 25 dakikalık mesafeden vatandaşlarımızı getirebileceğiz. Örneğin bize sadece Gaziantep’ten  termal otellere 700 vatandaşımız geliyor. Nasıl geliyorlar? 12 saat yolculuk yaparak geliyorlar. Biz inanıyoruz ki çok yakın bir sürede Gaziantep’ten Zafer havaalanına Charter seferler düzenlenebilecek. Yurtdışından da gerek tarifeli gerekse Charter seferler yapılabilecek. 584.000 gurbetçimiz var. Bu vatandaşlarımız geliş-gidiş tarihleri belli olduğu için Charter seferlerle, rahatlıkla bölge havaalanına taşınabilecek. 3 ilde de sanayi ve üniversite var. Bu 3 ilin potansiyeli dikkate alındığında, ben yapacağımız havaalanının günden güne büyüyeceğine inanıyorum. Havaalanlarını büyüklük sıralamasına sokarken ilk 5’e gireceğimizi ümit ediyorum. Bu, termal turizmi tetikleyecektir.

 

 

Hızlı tren hattı

 

Hızlı tren de hükümetimizin temel politikalarından biriydi. Eskişehir hattı mart ayında tamamlandı ve bir çekirdek ağı oluştu. Ankara’dan Eskişehir’e 1 saat 5 dakika gibi bir sürede gidebileceğiz. İstanbul hattı ve Konya hattı da 2011’e kadar tamamlanacak. Hızlı tren, ulaşım yönünden havaalanına eşdeğer ve hatta daha da cazip. Tren şehirlerden geçiyor. Şehirde binip şehirde iniyorsunuz. Konya hattından sonra Ankara- İzmir hattı yapılacak. Bölge havaalanının yapımından sonra hızlı tren devreye girecek ve hat Afyon’dan geçiyor. Ankara- Afyon arası 1 saat 15 dakika olacak, İzmir’e 3 saatte gidilebilecek. Bunun dışında İstanbul’dan Antalya ve Ankara’dan Sivas’a bir hat yapılacak. Daha sonra İstanbul’dan Antalya’ya Ankara’dan İzmir’e gidecek olan hat Afyon’dan geçecek. Bu da bizim için bir avantaj olacak. Ulaşım altyapısındaki bu gelişme termal turizmi daha da geliştirecektir.

 

 

Konutlara termal su ile ısıtma

 

Termal kaynaklarımızı aşağı yukarı 10 yılı aşan bir süredir şehir ısıtmasında da kullanıyoruz. Afyon’da 5000 konut termal su ile ısınıyor. Ayrıca Sandıklı ilçemizde 3000-4000 civarında ısıttığımız konut var. Sandıklı’da bir o kadar da yeni proje var.

 

 

Teknolojik seraların kurulmasına başlandı

 

Yaptığınız yatırımı 3 yılda amorti eden teknolojik seracılık yani topraksız tarımı Afyon’da yapmak mümkün. Bu, Afyon için çok stratejik bir sektör. Son 2-3 yıldır Afyon’daki termal suyu termal seracılıkta kullanmak yönünde çalışma yürütüyorduk.

 

Şu an Sandıklı’da seraların kurulmasına başlandı. 120.000 m2’lik sera bu sene bitmiş olacak. Serada bol miktarda domates ve biber üretilecek ve bol miktarda fide yetiştirilecek. Çiftçiler ile sözleşmeli üretime geçerek, yazın açık alanda onlara da fide vermek suretiyle sözleşmeli üretim yapılacak ve iyi bir istihdam alanı oluşacak. Sandıklı da hedeflediğimiz sera alanı 300 dönümdür. Türkiye’nin en büyüğü olacak ve 400 kişi çalışacak. Bu yatırım önümüzdeki yıl büyüyerek devam edecek. Afyon merkezde tahsislerini alan ve sondajlarını yapan  2 ayrı yatırımcı altyapılarını tamamlayarak teknolojik sera yapmak üzere siparişlerini vermek üzere bulunuyorlar. Çobanlar ilçesinde bir yatırımcıya 500 dönüm arsa tahsisi yapıldı. İnşaatı hızla devam ediyor. Mart sonunda sera kurulumunu tamamlayacaklar. Her yıl suyun ısıtma kapasitesine göre de yatırımlarını genişletecekler. Bizde yatırımlar 4 ayrı işletme nezdinde başladı. İkisi montaja başladı, diğer ikisinin montajları ise yıl sonuna doğru bitecek.

 

 

Teknolojik seraların avantajları

 

Bu seraların en büyük avantajları ise ısıtma maliyetleri. Toplam maliyetler içerisinde ısıtma maliyetleri yüzde 35’ler civarında bulunuyor. Termal şartlarda yaptığınızda bu maliyetler yüzde 5’e iniyor. Bu yönüyle Antalya’da termale dayalı olmayan bir sera kuran ile Afyon’da termale dayalı sera kuran arasında rekabet önceliği Afyon’daki tesiste olacak. Dünya piyasasında da rekabet edebilme imkanı bulacak. Teknolojik serada bir diğer avantaj yıllık güneşleme oranı. Mevsimin sıcak olması güneşin çok olduğuna işaret değildir. Türkiye’de ortalama güneşleme oranı en yüksek il Van’dır.  4. sırada Afyon gelir. Antalya ve İzmir daha alt sıralardadır. Termal ısıtma ile hem  maliyetleri düşürüyorsunuz hem de yıllık ortalama güneşleme oranının yüksek olması ile üretimdeki verimliliği artırıyorsunuz. Birkaç yıl sonra Türkiye’de teknolojik seranın en yoğun olduğu il, Afyon olacaktır. Termal suyun teknolojik serada kullanılması termal turizmde kullanılmasına engel değildir. 90-100 derece arasındaki suyu serada, turizmde ve şehir ısıtmasında kullanabilirsiniz. Hatta kalan suyu da ortamı ısıtmak amacıyla balıkçılıkta değerlendirebilirsiniz. Biz şimdilik bu üçünü yapıyoruz, 4. seçeneğin de yapılması lazım.

 

 

Üniversitemiz hızla gelişti

 

Türkiye’de hemen hemen üniversitesi olmayan il kalmadı. Afyon’daki üniversite yeni değil; 1993 yılında kuruldu. Ben de öğretim görevlisi olarak bizzat kuruluşunda bulundum. Üniversitemiz hızla gelişti hatta Afyon’a bağlı birimlerin bazıları Uşak’taydı ve ayrıldılar. Yani, Afyon, bünyesinden yeni bir üniversite çıkardı. Uşak’taki üniversitesi Afyon’un bir ürünü diyebiliriz. Öğretim üyeleri ve fiziki altyapısı iyi ve hızla gelişiyor. Lise ve ilköğretim alanında da ihtiyaçlar var ve bunlar planlandı. Şuan Milli Eğitim Bakanlığı’nın yapacağı inşaatlar var. Merkezde ortaöğretimde bir açık sözkonusu. Fiziki mekan anlamında yaşanan bu açığın bir kısmını biz toplu konut kanalı ile kapattık ve okul yaptırdık. Toplu konut projeleri içerisinde eğitimde ihtiyaç duyduğumuz ilköğretim veya ortaöğretim okullarını yaptıracağız. Milli Eğitim ile diyalog içinde nerede ilköğretim ihtiyacı varsa, oraya okul inşa ettireceğiz. Liseye ihtiyaç varsa lise yaptıracağız. Toplu Konut’un eğitim ihtiyaçlarının giderilmesinde çok büyük desteği oldu. Yine Milli Piyango ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın aktardığı kaynaklar da eğitim altyapısının iyileştirilmesi için kullanıldı.

 

 

KÖYDES, Cumhuriyet tarihinin en önemli projesi

 

KÖYDES programı Cumhuriyet döneminde uygulanmış en önemli programdır. KÖYDES’le birlikte köylerimizin ihtiyaçları giderildi. KÖYDES’e 2 katrilyon 200 trilyon civarında bir kaynak ayırdık. Afyon’da içme suyu sorunu olan köy kalmadı. Daha önce, sağlıklı içme suyu problemi vardı. Su, en temel ihtiyaçtı ve bu ihtiyacın giderilmesi gerekiyordu. Şu anda içme suyu olmayan bir-iki köy bulunabilir ama bu da su olmadığı içindir. Bu da istisnadır. Bunun dışında içme suyu bulunduğu halde su götürülmeyen yer kalmadı. Bütün köylere altyapı gitti. Yolu asfaltlanmayan köy kalmadı. Kanalizasyon şebekesi olan köylerin oranı daha önce yüzde 10 idi. Şu anda kanalizasyonun yüzde 80’i tamamlandı. Köylerimize çocuk oyun alanları dahi yaptık. Daha önce biz köylerde çocuk oyun alanı görmezdik ama şimdi var. Çok büyük bir proje de değildir bunlar. 5.000-10.000TL’lik projelerdir.  Ama önemli olan düşünebilmektir. Köydeki çocuğun da oyun oynama hakkının bulunduğunu düşünmekle ilgilidir. Daha önce okulun bahçesine derme-çatma bir kaydırak konuluyordu. Şu an çocukların oynayabileceği alanlar yapıldı.

 

 

Köyler çamurdan kurtuldu

 

Köylerin merkezleri çamurdan kurtarıldı. Hükümetimizin Türkiye çapında elektrik altyapısını değiştirme gibi bir hedefi var. Ancak ekonomik kriz olduğu için hareket kabiliyeti biraz azaldı. Biz köylere destek vermeye başlayınca birçok köy beldelerin önüne geçti. Bunu biz gördük ve yaşadık.

 

 

BELDES’in temelini Gazlıgöl’de attık

 

BELDES’in temelini Afyon Gazlıgöl’de attık. Peki nasıl attık? Maliye Bakanımız bütçe döneminden kısa bir süre önce Afyon’a gelmişti. Maliye Bakanımıza “Köylere bu kadar altyapı yapıyoruz. Beldelerin de buna ihtiyacı var. Bazı beldeler, köy gibi. Nüfus ölçeği koyarak BELDES adı altında bir programı uygulamamız uygun olur, Bakanlar Kurulu’ndan bunu geçirin. Nüfusu 10.000’e kadar olan yerlere kaynak aktaralım” dedik. BELDES, böyle başladı. Bu programların yürümesi lazım. Köylerin ihtiyaçları karşılandı ama bakım idamesi lazım. Yeni yatırım olmasa bile, mevcut yatırımların korunması için gerekli harcamaların yapılması gerekiyor. Şunun altını çizmek gerekiyor. Cumhuriyet tarihinde, 2-3 yıl gibi kısa bir sürede köylere bu kadar hizmetin gittiği bir döneme rastlamak mümkün değildir. Gelir seviyesi düşük, kırsal kesim açısından çok önemli bir yatırım olduğunu düşünüyorum.

 

 

Krize karşı paket hazırlanıyor

 

Dünyadaki kriz Türkiye’de de hissediliyor. Ancak, olmaması gereken bir kriz edebiyatı da yapılıyor. 2009’da kendi kabuğumuz içerisinde kalacağız gibi görünüyor. Krizi atlatmak dünyanın krizden çıkmasına bağlı. İhracatımız yükselmişti, şimdi bir gerileme sözkonusu. İthalatımızda da gerileme sözkonusu. Ama ihracattaki gerileme ithalattan daha fazla. Bu da üretimde olanların mallarını satamamaları, stok oluşturmaları, stoklarını eritememeleri nedeniyle stok maliyetlerinin oluşması, üretimlerini tam kapasite ile yapamamaları anlamına geliyor. Bazı işletmeler de üretime ara verince işsizlik ortaya çıkıyor. Krizi önlemeye dönük bazı paketler hazırlanıyor. İşçi çıkarılmasını önlemek amacıyla işçilerin birtakım masraflarını devletin karşılaması yönünde bazı yasal düzenlemeler yapılacak ama 2009 yılı bizim açımızdan kemer sıktığımız bir yıl olacak. Sıkıntıyı hissedeceğiz ama dış dünya kadar hissetmeyeceğiz. Dış dünya tamamıyla alt üst olmuş durumda. Biraz sıkıntılı geçecek olsa da ben inanıyorum ki, 2010’dan itibaren düze çıkacağız.

 

 

Afyon’da yatırımlar devam edecek

 

Afyonkarahisar’ın geleceği çok aydınlık. Krize rağmen yatırımlar devam ediyor ve edecek. Toplu konut idaremizin yatırımları da sürecek. İnsanlarımızı konut sahibi yapabilmek üzere hükümetimiz bir seferberliğe girdi. Daha çok alt gelir gruplarından başlamak üzere tüm insanlarımızı konut sahibi yapmayı kendimize hedef edindik. Bu, hedefimizden vazgeçmiş değiliz. Geleceğe ümitle bakmak zorundayız. Türkiye’deki siyasi istikrarı kaybetmemek zorundayız. İstikrar ile birlikte Türkiye’de  güzel şeyler oluyor. Daha önce siyasi istikrar olmayan kötü dönemler yaşadık. Bizden kaynaklanmayan bir krizin tehdidi altındayız ama siyasi istikrarı koruyarak, birlik ve beraberlik içerisinde bu dönemi de atlatacağımızı ümit ediyorum.

 

 

Doç. Dr. Sait Açba Kimdir?

 

1950 Kütahya doğumlu. Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi mezunu.  Anadolu Üniversitesi Afyon İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde doktorasını yaptı. İngilizce ve Arapça biliyor. Afyon Kocatepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde öğretim üyeliği ve Dekan yardımcılığı yaptı. 1995 yılında beri milletvekili. Evli, 2 çocuk babası.

 

 
588 kez okundu

 
|  Ana Sayfa   |-|  Hakkımızda  |-Ekibimiz  |-| Editörden  |-| Düşünceler  |-|  Arşiv  |-|  İletişim  | 
 
Copyright © - 2005 - Tüm Hakları www.yyplatformu.com.tr adına saklıdır.