Mahallindeki idarecilerin, karar alıcıların,siyasilerin, sivil toplum örgütlerinin, Ankara’ya ulaşan sesi olma iddiamızı sürdürüyoruz ve sürdüreceğiz.
Kış mevsimini yaşıyoruz.
Bu mevsim evi,ocağı,giyeceği,yiyeceği,yakacağı olan insanlar için aslında güzel bir mevsim.Hele de biraz daha varlıklı insanlar için kış turizmi kapsamında kayak bölgelerinde bir tatil geçirmek için bulunmaz bir fırsat. Kış mevsimi çocuklar için biraz oyun, öğrenciler için de okulların birkaç gün tatil edilmesi beklentisinin yoğunlaştığı güzel günleri çağrıştırabilir.
Fakat kış mevsiminin bir de görünmez, görülmek istenmez bir tarafı daha vardır ki asıl üstünde durulması gereken husus budur.
Kafasını sokacak bir barınağı olmayan, barınağı olsa bile ekonomik zorluklar nedeniyle yuvasını ısıtamayan, derme çatma evlerde, kırık dökük sobalarla ısınmaya çalışırken zehirlenerek hayatını kaybeden aileler, su tesisatları sağlıksız olduğu için sıkça donan ve bir-iki hafta su alamayan evler, sadece evinin bir odasını güç bela ısıtabildiği için tüm ailenin sadece bir odada yaşamını sürdürmek durumunda kaldığı durumlar, çocukların sağlıklı ders çalışamadığı ortamlar, yerel yönetimlerin düzgün kar mücadelesi yapmadığı için yolda kalan, kaza yapan araçlar, buzda düşüp kolunu, bacağını kıran hastanelerde sıkıntı çeken insanlar…
Siz bu listeye daha yüzlerce mağduriyeti ekleyebilirsiniz.
Varmak istediğim nokta şudur. Hepimiz vatandaşın mümkün olan en az rahatsızlıkla
kış mevsimini geçirmesi için elimizden geleni yapalım.
Olayı sadece görev ve yetki kavramları ile sınırlandırmayalım. Bir takım imkansızlıkları, araç, gereç, ödenek yetersizliklerini bahane ederek kendimizi kandırmayalım.
Valiler, kaymakamlar, belediye başkanları olarak sorumluluk alanlarımızdaki vatandaşlarımızın kışı rahat geçirmelerine yönelik tedbirlerimizi gözden geçirelim.Bu konularda maiyetimize verdiğimiz emir ve talimatları bir kez daha kontrol edelim, yerinde inceleyelim.
Bu konularda görev gereği kavramının yerine, insanlık gereği, kul hakkı kavramlarını koyarak stratejilerimizi belirleyelim.
Lütfen bu ifadelerimi değerli yöneticilerimiz akıl verme olarak algılamasınlar. Yıllardır taşrayı imkansızlık ve sıkıntılar içinde en iyi şekilde yönettiğine emin olduğum, beraber çalıştığım, pek çoğunu şahsen tanıdığım değerli yöneticilerle duygu ve düşüncelerimi paylaşmak istedim sadece.
Bazı siyasilerin sırf muhalefet olsun diye, vatandaşa kömür, gıda dağıtılıyor, vatandaşın oyu satın alınıyor türünden yorumlara takılmaya gerek yok. Bu ülkede Rahmetlik Özal’dan beri sosyal yardımlaşma kapsamında bu tür yardımlar yapılıyor. Aradan geçen ve şu dönemde eleştiri yapan siyasi partilerin iktidarları döneminde de bu tür yardımlar devam etti. Önemli olan bu yardımların insan onuruna yaraşır şekilde, adil ve gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşacak şekilde, mümkün olduğunca ihtiyacı giderecek miktarda yapılıyor olmasıdır.
Bu hassasiyetler dikkate alınarak yapılacak sosyal yardımlar Devlet vatandaş kaynaşmasını sağlayacak, toplumsal barışın tesisine katkı sağlayacak önemli kamu hizmetleridir
Ayrıca bu alanlarda vatandaşa el uzatmaya çalışan iyi niyetli sivil toplum kuruluşlarını da desteklemek, teşvik etmek, önlerini açmak moral vermek yerel idarecilerden beklenen önemli bir çaba olacaktır diye düşünüyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle, millet olarak mümkün olduğunca sıkıntısız bir kış mevsimi geçirmek dileğiyle, tüm okuyucularımıza saygılarımı sunuyorum.