Yerinden Yönetim Platformu dergimizin yeni bir sayısı ile daha birlikteyiz.
Bu sayımızda her yönü tarih kokan şehzadeler şehri Amasya’yı ve Trakya’nın güzel ili Tekirdağ’ı sizlere tanıtacağız.
Beğeneceğinizi umduğumuz bu sayımızla ilgili görüş ve önerilerinizi beklediğimi öncelikle belirtmek isterim.
Bu satırları kaleme aldığım sırada TBMM’de Türkiye Cumhuriyetinin 11. Cumhurbaşkanının seçim süreci yeni başlamıştı.
Bir süreden beri devam eden 367 tartışması ilk oylama öncesinde de Meclis Genel Kurulunda uzun uzadıya tartışıldı.
CHP’nin oylamaya katılmaması yönündeki tutumu zaten baştan beri biliniyordu.
Ancak DYP ve ANAVATAN partilerinin nasıl bir tutum takınacakları son ana kadar merak konusuydu.
Günlerdir her iki parti liderinin uzun süren görüşmelere rağmen bir türlü baklayı ağızlarından çıkaramamaları belli bir sıkıntı içinde olduklarını gösteriyordu.
Bu arada medya organlarında da 367’nin gerekip gerekmediği yanında, bu iki sağ tabanlı partinin alacakları kararın yapılacak ilk seçimde kendilerine nasıl yansıyabileceği konusunda farklı yorumlar dinledik.
Sonunda her iki küçük sağ parti de Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turuna katılmama yönünde karar aldı.
Her ne kadar bu konuda grup kararı alınamıyor olsa da Sayın Erkan Mumcu’nun son açıklaması tehdit kokuyordu.
Bu kararlara rağmen AK Parti dışındaki CHP, DYP, ANAVATAN ve Bağımsız vekillerden sınırlı sayıda da olsa ilk tur oylamaya katılım oldu.
CHP, DYP ve ANAVATAN partisinin medyaya yansıyan haberlere göre oylamaya katılan üyeleri hakkında kendi sistemleri içinde cezalandırma işlemi yapacakları anlaşılıyor.
Sizler bu yazıyı okurken konu kim bilir hangi boyuta taşınmış olacak bilemiyorum.
CHP’nin konuyu Anayasa Mahkemesi’ne götüreceği konusunda bir tereddüt yok.
Belli ki CHP ve medyadaki bazı önemli kalemler bu işin Anayasa Mahkemesi’nden döneceği konusundan oldukça eminler.
Hatta 9-2 veya 7-4 gibi sayılar bile verilmeye başlandı.
Ülkesini seven bir kişi olarak son dönemde yaşadığımız gelişmeler ve de yaşayacağımız muhtemel gelişmeler pek çok sıradan vatandaşımız gibi beni de üzdü.
Hâlihazırda 542 milletvekili olan bir parlamentonun Cumhurbaşkanı seçimini bile bu kadar karmaşık hale getirmiş olması ve 11 üyeden oluşan Anayasa Mahkemesi’nin çözmesini istemesi hukuki olmakla birlikte kesinlikle TBMM’nin milli iradesini olumsuz yönde etkileyecek bir durumdur.
Sürecin bu aşamaya gelmesinde iktidar ve muhalefetin belli sorumlulukları olduğu tartışılamaz bir gerçektir.
Ancak bu sorumluluğun paylaştırılması konusunda bu gün farklı yorumlar olmakla birlikte gerçek, nihai ve değişmez sorumluluk paylaştırmasını ilk seçimlerde Yüce Türk Milletinin yapacağı konusunda sanırım hepimiz hemfikiriz.
Bu aşamada bekleyelim, görelim demek dışında fazla yorum yapmayı sakıncalı görüyorum.
Cumhurbaşkanlığı seçimi sonucu nasıl olursa olsun, şunu biliyoruz ki 2007 yılı içinde erken veya zamanında bir genel seçim yaşayacağız.
Dinleme konumunda bulunan halk, seçimde konuşacak.
Halkın seçimdeki tercihinin kendi lehlerinde olacağını savunan çok sayıda iddialı siyasi parti lideri var.
Mevla görelim neyler diyerek bu bahsi kapatıyor, bir sonraki sayımızda buluşmak dileğiyle esenlikler diliyorum.